10 Kasım 2019 Pazar

Evrendeki Tuhaf 9 Şey

9 – GAMA IŞINI PATLAMALARI

Gama Işını Patlamaları (GRB), evrendeki bilinen en şiddetli patlamalardan biridir. İlk olarak 1960'ların sonlarında askeri uydular tarafından keşfedilmiştir. Bu patlamalardan bazıları, 10 saniyede Güneş'in 10 milyar yıllık ömrü boyunca yaydığı enerjiden daha fazla enerji yaymaktadır. Kara delikler veya nötron yıldızları gibi yüksek derecede manyetize olmuş iki nesne çarpışıp, manyetik alanları bir araya geldiğinde oluşabilir.


8 – KARANLIK ENERJİ

90'lı yılların başlarında, evrenin genişlemesi hakkında oldukça kesin bir düşünce vardı. Evrenin genişlemesi yavaşlayacak ve duracak. Düşünüldüğü gibi yavaşlama gözlemlenmedi, fakat teorik olarak evrende genişlemenin yavaşlaması gerekiyordu. Evren madde ile dolu olduğundan yerçekiminin çekici kuvveti tüm bu maddeyi bir araya getirmeliydi. Daha sonra 1998 yılında Hubble Uzay Teleskobu (HST) gözlemleri ile evrenin geçmişe göre daha hızlı genişlediğini keşfedildi.

Bunu kimse beklemiyordu, kimse nasıl açıklayacağını bilmiyordu.

Keşfin ardından NASA ve bilim insanları, genişlemenin sebebini anlamaya çalıştılar. Genişlemenin açıklaması olarak ortaya atılan teorilerden biri de, uzayı dolduran tuhaf bir enerji akışkanıydı. Bu teori çürütülmüş ya da kanıtlanmış olmasa da bu fenomene 'Karanlık Enerji' adı verildi.

7 – SMITH BULUTU

1960'ların başında, bulut tarafından yayılan radyo dalgalarını tespit eden astronomi öğrencisi Gail Smith tarafından keşfedildi.

Bundan tam 70 milyon yıl önce Samanyolu'ndan yayılarak oluşan bu devasa hidrojen bulutu, galaksimizin dışına doğru fırlamış… Ve şimdilerde ise tıpkı bir bumerang gibi oluştuğu yere tekrar geri dönmekte.

Tabi bu geri dönme olayı hemen olacak bir şey değil. Bilim insanlarına göre yaklaşık 30 milyon yıl sonra Samanyolu'na girerek galaksimiz ile çarpışacak. Bu çarpışma sonuncunda bilim insaları, muazzam bir patlama ile yeni yıldızların oluşmasını beklemekteler. Hatta, yeterli oran ve yoğunlukta ortaya çıkacak gazın, 2 milyon Güneş'e yetecek düzeyde olabileceği söylenmekte.

6 – CAM YAĞMURLARIYLA YIKANAN GEZEGEN (HD 189733b)

Galaksimizdeki en korkunç yerlerden biri olan bu gezegen, uzaktan gayet parlak ve mavi görünüyor. Ancak, atmosferindeki hava oldukça ölümcül. Rüzgarları ses hızından 7 kat daha hızlı. Bu gezegende yağmura yakalanmak, binlerce kesik ile ölüm demek. Çünkü atmosferindeki silikat parçalarının yoğunluğu gezegeni bu hale sokarken, aynı zamanda 2.000 Santigrat derecelere varan sıcaklıktaki bu parçacıklar gezegende cam yağdırıyor.

5 – EN PARLAK YILDIZ (R136a1)

Şimdiye kadar keşfedilen en büyük ve en aydınlık yıldız, Dünya'dan 165.000 ışık yılı uzaklıkta. Bu yıldızın, büyük yıldızların çarpışarak birleşmesi sonucu oluştuğu düşünülmektedir. 53.000 C (95.000 F) civarında tahmin edilen yüzey sıcaklığı, güneşten 10 kat daha sıcak ve güneşten neredeyse 9 milyon kat daha aydınlık.

4 – SUPERNOVA

Süpernova, enerjisi biten Büyük Yıldızların şiddetle patlaması durumuna verilen addır. Bir süpernovanın parlaklığı Güneş'in parlaklığının yüz milyon katına varabilir. Genellikle birkaç hafta sürer. Bir süpernova patlaması sırasında Güneş’in tüm ömrü boyunca yayacağı kadar enerji açığa çıkabilir.

Nerede ve ne zaman olacağının önceden tahmin edilmesi oldukça zordur. Ayrıca süpernova patlamaları nadir gerçekleşen olaylar olduğundan, uzayın çeşitli bölgelerinin sürekli izlenmesi gerekir. Samanyolu’nda yaklaşık her 50 yılda bir süpernova patlaması olduğu tahmin edilmekte. Süpernova patlamaları keşfedildikleri yıllara göre adlandırılır. Örneğin bilinen ilk süpernova patlaması MS 185’te Çinli gökbilimciler tarafından kayıtlara geçirilmiş.

3 – KÜTLE ÇEKİM DALGALARI

Elimizdeki bir taşı bıraktığımızda, taş yere düşer. Bilimin doğuşundan bu yana bilim insanları taşın neden yere düştüğünü anlamaya çalıştılar. İlk düşünceler taşın doğası gereği aşağı düşme eğiliminde olduğu ve dolayısıyla taşın doğasına dönmek istediği şeklindeydi. Daha sonraları 17. yüzyılda Isaac Newton, taşın yere düşmesinin taşın veya yerin doğasından değil kütle çekimi etkisiyle meydana geldiğini ortaya koydu.

Ancak daha sonraları gelişen ölçüm teknikleri sayesinde kütle çekim yasasının açıklayamadığı bulgular keşfedildi. Özellikle Merkür’ün yörüngesindeki ufak sapmaları, Newton'un yasaları ile açıklamak mümkün olmadı.

Albert Einstein, 1915’te ortaya attığı genel görelilik kuramı, taşın neden yere doğru düştüğü konusuna yepyeni bir bakış açısı getirdi.

Einstein, gezegenler veya yıldızlar gibi iki objenin birbiri yörüngesinde döndüğünde, özel bir şeyin olacağını öngördü. Bu tür bir hareketin uzayda dalgalanmalara neden olabileceğine inanıyordu.

Bu bakış açısına göre taş aslında Dünya tarafından çekilmez. Dünya’nın kütlesi, etrafındaki uzay zamanı büker ve taş bu bükülen uzay zamanda yere doğru hareket eder.

2 – KUASAR

Uzayda yıldızlara benzeyen ve Dünya'dan çok uzakta ve oldukça parlak gök cisimleridir. Kuasar, çok büyük bir galaksinin merkezindeki sıkıştırılmış alanda bulunur. Genelde bu alanın merkezini birçok büyük kütleli karadelik çevreler ve Kuasar da enerjisini onlardan alır. Kuasarlar çok parlak ve enerjik olmalarının yanı sıra çok uzakta bulunan radyo dalgası kaynaklarıdır ve içinde bir çok takım yıldızı barındırırlar.

1 – FERMİ KABARCIKLARI

2010 yılında keşfedilen Fermi Baloncukları, Samanyolu üzerinde yükselen ve galaksinin kendisi kadar büyük bir bölgeyi kaplayan, iki devasa gaz ve kozmik ışınlardır.

Bilim insanlarının tahminlerine göre bu kabarcıklar, galaksinin merkezinde yer alan bir karadelikten çıkıyor olabilir veya süpernova olma yolunda ilerleyen bir yıldızın hareketleri sonucunda da oluşuyor olabilir.

Daha somut verilere ulaşana kadar bu dev kabarcıkların evrenin çözülmemiş bir diğer sırrı olarak kalacağı kesin.


KAYNAKLAR;

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Dünyanın En Gizemli Kitabı - Voynich El Yazması

Bir kitap düşünün… Yazıldığı dili bilen veya duyan yok. Sayfalarında kıvrımlı el yazıları, oldukça tuhaf şekiller ve resimler var.